Cerrahi, sürekli yüksek performansta çalışırken sabırlı ve disiplinli olmak,
asla ben oldum diyememektir. Op.Dr. Hakan BayriModern Hemoroid Tedavisinde Lazer Devrimi
14.01.2026
Hemoroid hastalığı, anal kanalın iç kısmında bulunan damar yastıkçıklarının genişlemesi, sarkması, inflamasyon ve kanama ile seyreden oldukça sık görülen bir proktolojik sorundur. Hastalar genellikle dışkılama sırasında kanama, anal bölgede kaşıntı, mukus sekresyonu, dolgunluk hissi, huzursuzluk, zaman zaman prolapsus ve temizlik ihtiyacında artış gibi şikâyetlerle hekime başvururlar. Modern proktoloji alanında hemoroid tedavisinde minimal invaziv yaklaşımların öne çıktığı dikkat çekmektedir. Bu yaklaşımlardan biri olan lazerle hemoroid tedavisi; doku koruyucu, ağrı düzeyi düşük ve iyileşme süresi kısa özellikleri nedeniyle giderek daha fazla tercih edilmektedir.
Lazerle hemoroid tedavisinin temel prensibi, hemoroidal vasküler yastıkçık içine belirli enerji düzeyinde lazer uygulanarak termal koagülasyon sağlanması ve damar yapısının kontrollü biçimde küçültülmesidir. Böylece hemoroidal volüm azalır, kanama eğilimi düşer ve hastanın yaşam kalitesi kısa sürede artar. İşlem sırasında anal kontinens mekanizmasına müdahale edilmemesi, lazer yönteminin klasik cerrahi hemoroidektomiye kıyasla en belirgin avantajlarından biridir.
Lazer yöntemi özellikle iç hemoroidlerin orta evrelerinde, yani Grade II–III olgularında başarılı sonuçlar vermektedir. Kanama şikâyeti, mukus sekresyonu, dolgunluk hissi ve zaman zaman prolapsus yaşayan hastalarda doğru endikasyon belirlemek önemlidir. Grade IV hemoroidlerde lazer tek başına yeterli olmayabilir; bu hastalarda hemoroidektomi, THD veya kombine yaklaşımlar gündeme gelebilir. Yine de seçilmiş hastalarda lazer destekleyici rol oynayabilir.
Tedavi günübirlik prosedür şeklinde uygulanabilir. Lazer probu hemoroid dokusuna yönlendirilerek enerji verilir; işlem 15–25 dakika arasında tamamlanır. Çoğu hasta aynı gün taburcu olur ve günlük yaşamına döner. Ağrı düzeyinin düşük olması, lazer tedavisinin hasta uyumunu artıran önemli bir özelliktir. Klasik cerrahi yöntemlerden çekinen hastalar açısından bu konfor büyük avantaj sağlar.
İyileşme süreci hızlıdır. İşlem sonrası birkaç gün boyunca anal bölgede hafif ağrı, dolgunluk hissi veya az miktarda kanama görülebilir. Tam fonksiyonel iyileşme çoğu hastada 2–3 hafta içinde gerçekleşir. Hemoroidektomi gibi kesi ve dikiş gerektiren yöntemlere kıyasla postoperatif dönem belirgin şekilde daha rahattır.
Ancak lazerle hemoroid tedavisi her hastada aynı sonuçları vermeyebilir. Hemoroid evresi, kabızlık veya ishal gibi dışkılama alışkanlıkları, pelvik taban fonksiyonları, bağırsak transit süresi ve eşlik eden anorektal patolojiler tedavi başarısını etkileyebilir. Özellikle kronik kabızlık hemoroid hastalığında nüks açısından belirleyici bir faktördür. Bu nedenle tedavi yaklaşımı yalnızca işlemden ibaret değildir; lif tüketimi, sıvı alımı, tuvalet düzeni ve gerekirse medikal destekle bütüncül şekilde planlanmalıdır.
Alternatif yöntemlerle kıyaslandığında lazerin birçok avantajı göze çarpar. Hemoroidektomi güçlü ve radikal bir cerrahi yöntemdir ancak iyileşme süresi uzun, ağrı düzeyi yüksektir. THD, arter ligasyonu ve mukopeksi mantığına dayanır; kanaması ve prolapsusu olan hastalarda etkilidir. Lastik bant ligasyonu poliklinik şartlarında uygulanabilir ve özellikle Grade II olgularda iyi sonuç verir; fakat lazer yöntemi postoperatif konfor açısından daha üstün olabilir. Literatürde Lazer Hemoroidoplasti (LHP) olarak geçen lazer temelli yaklaşımlar, kontinens mekanizmasını koruyan minimal invaziv stratejilerdir.
Komplikasyon oranları düşük olmakla birlikte nadiren ödem, geçici ağrı veya persistan şikâyetler görülebilir. Nüks olguları daha çok ileri evre hastalarda, yaşam tarzı değişikliklerinin uygulanmadığı durumlarda veya eşlik eden defekasyon disfonksiyonu olan bireylerde ortaya çıkar.
Ankara’da proktoloji pratiğinde lazer hemoroid tedavisine olan ilgi son yıllarda belirgin şekilde artmıştır. Hastaların çoğu işlem sonrası kısa sürede normal yaşamlarına dönebilmekte ve iş gücü kaybı en aza inmektedir. Doğru endikasyon, deneyimli cerrah ve bütüncül tedavi yaklaşımı başarıyı artıran temel unsurlardır.
Sonuç olarak lazerle hemoroid tedavisi, minimal invaziv yapısı, düşük ağrı düzeyi, hızlı iyileşme süreci ve doku koruyucu yaklaşımıyla modern hemoroid tedavisinde önemli bir seçenek haline gelmiştir. Hastaya özel planlama yapıldığında yüksek memnuniyet sağlayan güvenilir bir yöntemdir.






